Kanser immunoterapisi

Kanser immunoterapisi

Kategori   İmmunoterapi   | 2/7/2019

 

Kanser İmmunoterapisi
İmmun sistem yani bağışıklık sistemi vücudumuzu zararlı madde veya mikroskobik canlılara karşı koruyan savunma sistemidir. İmmun sistemde; stres, depresyon, alkol / sigara gibi zararlı alışkanlıklar, beslenme bozukluğu, işlenmiş gıdalar, çevre kirliliği, ağır metaller, genetik yatkınlık, hareketsizlik ve müzmin - kronik sağlık sorunları gibi nedenlerle bozukluklar oluşmaktadır. İmmun sistemde bozukluk olması kanser riskini arttırır. 
Son yıllarda kanserde immun sistemin önemli olduğunun ortaya çıkarılması nedeni ile bağışıklık sistemini kuvvetlendiren tedaviler geliştirilmiştir.
İmmun sistem üzerine etkili tıbbi ve tamamlayıcı tedaviler birbirleriyle kombine olarak kullanıldıklarında daha fazla yarar gösterebilmektedirler. Kanser mücadelesinde çoğunlukla tek bir silah maalesef yeterli olmamakta, kişinin yapacakları ile beraber tıbbi tedavilerin kombine edilmesi başarıyı arttırmaktadır.
Kliniğimizde takip ve tedavilerini yürüttüğümüz, immun sistem üzerinden etkili antikanser immunoterapi ilaçları, aşılar ve tamamlayıcı tedaviler şunlardır:
1. İmmunoterapi ilaçları:
Bağışıklık sistemini baskılayan CTLA4, PD-1 proteini veya PD-L1 ligandı kanserde immun sistem hücrelerini zayıflatmakta, kanser hücrelerini yok etmelerini engellemektedir (1). Bu proteinlerin immun sistem hücreleri üzerine yaptıkları olumsuz etkilerini engelleyen ve immunoterapi ilaçları olarak isimlendirilen ilaçlar şunlardır: 
Pembrolizumab, nivolumab, ipilimumab, atezolizumab ve avelumab
Küçük hücreli dışı akciğer kanseri, baş – boyun kanseri, böbrek kanseri, melanom, mesane kanseri gibi kanserler başta olmak üzere çeşitli kanserlerin tedavisinde Avrupa ve A.B.D.’ de kullanılmaları onaylanmıştır (2). Ayrıca standart kanser tedavilerine dirençli vakalarda da salvage tedavi olarak birçok hastada iyi yanıt elde edilerek klinik yarar sağlamaktadır. Yeni çalışmalarda kemoterapi ile birlikte immunoterapi ilaçlarının beraber kullanılmasının daha fazla hastanın hayatını kurtarabileceği ileri sürülmektedir (3). 
İmmunoterapi ilaçları ile uygun vakalarda kemoterapiden daha iyi etkinlik elde edilirken daha az yan etki görülmektedir. 
Kaynaklar 
1. Immune checkpoint proteins: a new therapeutic paradigm for cancer--preclinical background: CTLA-4 and PD-1 blockade. Semin Oncol. 2010 Oct;37(5):430-9.
2. Bansal P, Osman D, Gan GN, Simon GR, Boumber Y. Recent Advances in Immunotherapy in Metastatic NSCLC. Front Oncol. 2016;6:239. 
3. Heinhuis KM, Ros W, Kok M, Steeghs N, Beijnen JH, Schellens JHM. Enhancing anti-tumor response by combining immune checkpoint inhibitors with chemotherapy in solid tumors. Ann Oncol. 2019 Jan 4. doi: 10.1093/annonc/mdy551.
2. Dentritik hücre aşıları (DHA):
Dentritik Hücre Tedavisi olarak da isimlendirilen aşılar kanser tedavisinde immunoterapinin yeni geliştirilmiş ve güçlü formlarından birisidir. Bu tedavi yöntemine örnek A.B.D.’ nde prostat kanserinin tedavisinde dentritik kanser aşısı olarak kullanımı FDA tarafından onaylanan Sipuleucel-T aşısıdır.
Dentritik hücreler vücutta yabancı olarak bulunan yapıları tanır, işler ve immun sistemin yürütücü hücrelerinden T hücrelerine sunar. Böylece kuvvetli bir immun yanıtın başlamasını sağlayarak yabancı yapıların temizlenmesi işlemini başlatır. DHA hazırlanması için önce hastadan kandan numüne ile monosit hücreleri toplanır, daha sonra laboratuvar ortamında dentritik hücrelere dönüşmesi sağlanır. Çoğaltılarak immun sistemin daha kuvvetli reaksiyon vermesini hızlandırmak için hastaya geri verilir.
DHA hazırlanırken sıklıkla kanser kitlesinden alınan parafin bloklardan kanser hücrelerine özgü yapılar ayrılır ve dentritik hücrelere tanıtılarak kansere özgü yanıtın geliştirilmesine yardımcı olunur.
Tedavilere yanıtı iyi olmayan kanserler arasında bulunan mezotelyomada tıbbi tedavinin tamamlanması sonrasında otolog tümör hücre lizatıyla muamele edilmiş dentritik kanser aşılarının metronomik siklofosfamid tedavisi ile beraber uygulanmasıyla uzun süreli hastalık kontrolü bildirilmiştir.
Küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastalığı, ameliyat sonrasında tekrarlama riski yüksek olan kanser grubundandır. Kemoterapi bu hastalarda tekrarlama riskini azaltan bir tedavidir. Bir araştırmada ameliyat sonrası 103 küçük hücreli olmayan akciğer kanserli hasta iki gruba ayrılmış; bir gruba standart tedavi olan kemoterapi, diğer gruba kemoterapi ve dentritik kanser aşısı uygulanmıştır. 5 yıllık sürede sadece kemoterapi alan gruptaki hastaların % 48' i, kemoterapi ile beraber dentritik kanser aşısı alan hastaların % 81' i hayatta kalmıştır. 
Saldırgan beyin kanseri olan glibloastomada tümör dokusundan hazırlanan dentritik kanser aşısısı ile konvansiyonel tedavinin beraber uygulanmasının yaşam süresini daha fazla uzattığı gösterilmiştir. 
Çeşitli kanserlerde DHA az yan etki ve emniyetli kullanımı ile kanser tedavisine yardımcı olmaktadır. 
Kaynaklar 
1. Koido S. Int J Mol Sci. 2016;17:6. 
2. Abraham RS, Cytotherapy. 2016;18(11):1446-1455. 
3. Cornellissen R, Am J Respir Crit Care Med. 2016;193(9):1023-31. 
4. Kimura H, Cancer Immunol Immunother. 2015;64(1):51-9.
5. Jie X, Cell Biochem Biophys. 2012;62(1):91-9.
3. Akciğer kanseri aşıları:
GM3(Neu5Gc) gangliozid isimi verilen protein, özellikle kanser hücrelerinde bulunan ve sağlıklı hücrelerde bulunmayan bir kanser antijen yapısıdır. Buna karşı Küba’ da geliştirilen Racotumumab (Vaxira) kanser aşısı bu proteini taşıyan kanserlerde faydalı olabilmektedir.
Racotumumab kanser aşısının temel hedefi, kanser hücrelerinin yüzeyinde bulunan GM3(Neu5Gc) gangliozid proteinine karşı immun sistemin (bağışıklık sistemi) tepki vermesini arttırarak bunlara bağlanması ve sonrasında kanser hücresini tanıyıp yok etmesini sağlamaktır. GM3(Neu5Gc) gangliozid proteini normal sağlıklı hücrelerde bulunmadığı için, aşıdan sadece kanser hücreleri etkilenmekte, normal hücrelere yan etkisi olmamaktadır. 
Racotumumab’ ın hedeflediği GM3(Neu5Gc) gangliozid proteinini içeren kanserler şunlardır (1 – 9): 
Küçük hücreli dışı akciğer kanseri
Meme kanseri
Yemek borusu (özofagus) kanseri
Mide kanseri
Kalınbağırsak kanseri
Rektum kanseri
Pankreas kanseri
Karaciğer kanseri
Böbrek kanseri
Mesane kanseri
Testis kanseri
Uterus kanseri
Prostat kanseri
Tiroid kanseri
Sarkomlar
Wilms tümörü
Ewing sarkomu
Nöroblastoma
Küba’ da geliştirilen bir diğer kanser aşısı da antiEGF aşısıdır. Bu iki kanser aşısı çeşitli ülkelerde kanser tedavisinde ruhsat almış ve kullanılmaktadır. 
Racotumumab ve antiEGF kanser aşısı, kemoterapi veya radyoterapi almış, bu tedaviler altında ilerlemeyen ileri evre küçük hücreli dışı akciğer kanserinin tedavisinde ruhsatlı olarak kullanılmaktadır (10). Biz de tarafımızdan değerlendirdiğimiz uygun hastalarda racotumumab aşısını reçete ederek kullanabilmekteyiz. 
Racotumumab kanser aşısının diğer kanserlerde de etkili olabileceği ile ilgili olarak klinik çalışmalar ve vaka sunumları bulunmakta olup ileride bu kanserlerde de ruhsat alması beklenmektedir. 
Küba kanser aşılarının en önemli avantajı önemli bir yan etki olmadan kanser hastalarının yaşamını uzatması ve bazı hastalarda da uzun süreli kaliteli bir hayat sağlamalarıdır. 
Kaynaklar 
1. Marquina G , Waki H , Fernandez LE , et al. Gangliosides expressed in human breast cancer. Cancer Res 1996;56:516551–71 .
2. Oliva JP , Valdes Z , Casaco A , et al. Clinical evidences of GM3 (NeuGc) ganglio- side expression in human breast cancer using the 14F7 monoclonal antibody labelled with (99m)Tc. Breast Cancer Res Treat 2006;96:115–21 .
3. Carr A , Mullet A , Mazorra Z , et al. A mouse IgG1 monoclonal antibody spe- cific for N-glycolyl GM3 ganglioside recognized breast and melanoma tumors. Hybridoma 2000;19: 241–7.
4. Zhong Y , Wu Y , Li C , et al. N-Glycolyl GM3 ganglioside immunoexpression in oral mucosal melanomas of Chinese. Oral Dis 2012;18:741–7 . [16] Blanco R , Rengifo E , Cedeno M , et al. Immunoreactivity of the 14F7 Mab raised against N-Glycolyl GM3 ganglioside in epithelial malignant tumors from digestive system. ISRN Gastroenterol 2011;2011:645641.
5. Blanco R , Quintana Y , Blanco D , et al. Tissue reactivity of the 14F7 Mab raised against N-Glycolyl GM3 ganglioside in tumors of neuroectodermal, mesoder- mal, and epithelial origin. J Biomark 2013;2013:602417.
6. Scursoni AM , Galluzzo L , Camarero S , et al. Detection of N-glycolyl GM3 ganglioside in neuroectodermal tumors by immunohistochemistry: an at- tractive vaccine target for aggressive pediatric cancer. Clin Dev Immunol 2011;2011:245181.
7. Blanco R , Dominguez E , Morales O , et al. Prognostic significance of N-Glycolyl GM3 ganglioside expression in non-small cell lung carcinoma patients: new evidences. Patholog Res Int 2015;2015:132326.
8. Hayashi N , Chiba H , Kuronuma K , et al. Detection of N-glycolyated ganglio- sides in non-small-cell lung cancer using GMR8 monoclonal antibody. Cancer Sci 2013;104:43–7.
9. Labrada M, Dorvignit D, Hevia G, et al. GM3(Neu5Gc) ganglioside: an evolution fixed neoantigen for cancer immunotherapy. Semin Oncol. 2018 Jan;45(1-2):41-51.
10. Hernández AM, Vázquez AM. Racotumomab-alum vaccine for the treatment of non-small-cell lung cancer. Expert Rev Vaccines. 2015 Jan;14(1):9-20.
 
4. Derin Doku Bölgesel RF Hipertermi:
Kanser tedavilerinde başarısızlığın en büyük nedenlerinden birisi tedavinin kanser hücresine verdiği hasarın tamiridir. Kanser hücrelerinde tıbbi tedavi tarafından kendisine verilen hasarı çeşitli tamir mekanizmalarını harekete geçirerek tamir etme yeteneği vardır. Bu tamir etme yeteneği hipertermi yani ısı tedavisi ile engellenebilmektedir.
Hipertermi uygulamalarında tümör bölgesine 42-44⁰ derece aralığında ısı oluşturulması ile bu tamirin engellenmesine yardımcı olur. Ayrıca kanser kitlesine 13,6 MHz dalga boyunda radyofrekans dalgalarıyla 42-44⁰ arasında ısı uygulanması ile kanser hücrelerinden HSP70 ısı şok proteini salgılanır. HSP70 salgılanması kanser hücrelerine karşı immun sistem hücrelerinin uyarılmasına ve kanser kitlesine tepki vermesine yardımcı olur.
Dentritik kanser aşıları ile beraber kanser kitlesine hipertermi uygulamasının kansere özgü T hücre yanıtını daha fazla uyarır ve kanser hücrelerinin ölümünü arttırır.
Meme kanseri ve karaciğer metastazı olan tıbbi tedaviyi red eden bir vaka bölgesel derin doku hipertermisi ile beraber dentritik kanser aşısının uygulanmasıyla 6 yıllık takibinde yaşam kalitesi iyi bir şekilde ek hastalık bulgusu olmadan tedavi edilmiştir.
Primer tümör bölgesinin hipertermi yöntemi ile 43 derece sıcaklığa ulaştırılmasının kansere karşı bağışıklık sistemini uyaran dentritik hücreleri ile öldürücü CD8+ T hücrelerinin sayısını arttırmaktadır. Bölgesel hiperterminin immun sistemi uyarmasına bağlı hastalık nüksünü veya metastaz yapmasını azaltmada yardımcı olabileceği düşünülmektedir.  
Kullanılan modern hipertermi teknikleri ile yan etkileri olmadan derin dokularda yerleşen kanser kitlelerine radyofrekans dalgalarıyla ısı ulaştırabiliyoruz 
Kaynaklar 
1. Qin Y, Thorac Cancer 2016;7(4):422-7. 
2. Hildebrandt B, Critical Reviews in Oncology/Hematology 2002; 43(1):33–56. 
3. Tsang YW, BMC Cancer. 2015;15:708. 
4. Schirmacher V, Immunotherapy. 2015;7(8):855-60. 
5. Toraya-Brown S, Nanomedicine. 2014 ;10(6):1273-85.).
 
5. İnterlökin - 2 (Sitokin Tedavisi)
İnterlökin-2  (IL-2), 35 yıldır kullanılan immun sistemin yani bağışıklık sisteminin güçlü uyarıcısı olan sitokinidir. Doğal öldürücü NK hücrelerini ve antikanser T hücrelerinin çoğalmasını sağlar.
IL-2 kanser başta olmak üzere çeşitli hastalıklarda kullanılan immunoterapi ilacıdır. Böbrek kanseri ve melanomda kullanılmasıyla yanıt elde edilmektedir. Damar yoluyla kullanımında tansiyon düşüklüğü, kapiller sızıntı sendromu, albümin düşüklüğü, elektrolit bozukluğu ve organ bozuklukları olabilmesi nedeni ile kullanımı kısıtlıdır.
Günümüzde kullanılabilecek yan etkisi az tedavi şekli daha düşük dozların kullanıldığı cilt altı kullanımıdır. Kanser aşılarıyla beraber IL-2 kullanılmasının daha güçlü immun yanıt elde edilmesini sağlayabilmektedir.
Metastatik melanom veya böbrek hücreli kanserlerde kitleye sterotaktik radyoterapi ile beraber IL-2 tedavisinin yüksek oranda yanıt elde edilmesini sağladığı gösterilmiştir. Tedavilere yanıtsız hastalarda alternatif olacağı düşünülmektedir.  
Tedaviye yanıtsız metastaz yapmış küçük hücreli dışı akciğer kanserinin ikinci sıra tedavisinde kemoterapi ile beraber düşük doz IL-2 ve CSF sitokinlerinin beraber uygulanmasının faydalı olabileceği faz 2 çalışmada gösterilmiştir. Kemoterapi ile beraber sitokin alan hastaların ortalama yanıt oranı, sadece kemoterapi alanlardan daha yüksek (%58’ e %28), yaşam sürelerinin de ciddi oranda daha uzun olduğu (11,2 aya 7 ay gibi) bulunmuştur. Kemoterapiye sitokin tedavisi eklenmesi ile elde edilen bu sonuçlar oldukça ümit vericidir.
Tedaviye dirençli böbrek kanseri, nöroblastom ve diğer solid organ tümörlerinde ciltaltı IL-2 ile beraber zoledronik asit uygulamasının ciddi yan etki olmadan kanser hücrelerini tanıyıp öldüren γδ T hücrelerini arttırarak immunoterapi tedavisinde kullanılabileceği gösterilmiştir.
Metastaz yapmamış prostat kanserinin tedavisinde radyoterapi seçeneklerden birisidir. Özellikle cerrahi tedavinin yan etkilerinden çekinen hastalarda tercih edilen radyoterapinin etkinliğinin arttırılması için çalışmalar devam etmektedir. Radyoterapi ile beraber metronomik düşük doz IL-2 sitokin tedavileriyle beraber kanser aşısı uygulamasının emniyetli ve PSA yanıtı sağladığı gösterilmiştir.
Metastatik malign melanoma hastalarında temozolamid kemoterapisi ile beraber IL-2 uygulamasının hastaların bir bölümünde yanıt elde edilmesini sağlamıştır.
Metastatik böbrek hücreli (renal hücreli) kanserde IL-2 ile beraber düşük doz vinorelbin uygulanmasıyla uzun süreli hastalık kontrolü bildirilmiştir.
Özellikle akciğer metastazı olan osteosarkom vakalarında aerosol olarak solunum yoluyla kullanılmasının emniyetli olduğu klinik çalışmalarda gösterilmiştir. Araştırmalar devam etmektedir.
Sonuç olarak uzun yıllardır immunoterapi ilacı olarak kullanılan IL-2 kanser tedavisinde günümüzde halen seçeneklerden birisi olarak elimizde bulunmaktadır. Diğer immunoterapi veya kanser tedavileri ile birlikte kullanılmasının yararlı olabileceğini düşündüren bilimsel çalışmalar bulunmaktadır.  
Kaynaklar 
1. Dhupkar P, Adv Exp Med Biol. 2017;995:33-51. 
2. Pressey JG,   Medicine (Baltimore). 2016; 95(39): e4909.  Seung SK, Sci Transl Med. 2012;4(137):137ra74. 
3. Lang JM, Cancer Immunol Immunother. 2011;60(10):1447-60. 
4. Correale P, Cancer Biol Ther. 2009;8(6):497-502. 
5. Lechleider RJ, Clin Cancer Res. 2008;14(16):5284-91. 
6. Masucci GV, Melanoma Res. 2006 Aug;16(4):357-63. 
7. Mencoboni MP, Neoplasma. 2006;53(4):333-6.). 
 
6. Yüksek doz C vitamini
Ağızdan uygulanan yüksek doz C vitaminin belirgin bir etkinliği olmaz iken toplardamar içine uygulanan yüksek doz C vitamini uygulamalarının kanserin yardımcı tedavisi olarak katkı sağlayabileceği çeşitli klinik ve preklinik araştırmalarda saptanmıştır. 
Damar yoluyla uygulanan yüksek doz C vitamini kanser hastalarında iltihabi süreci azaltmaktadır. Kanser hücrelerinin içine girdiğinde DNA hasarına neden olacak şekilde değişikliğe uğramaktadır. Bu da kanser hücresinin işlevlerini bozup kemoterapi veya radyoterapi ile öldürülmelerine ek katkı sağlamaktadır. 
Klinik çalışmalarda standart tedaviye yanıt vermeyen bazı kanser hastalarında uzun süreli hastalık kontrolü ile hastaların çoğunda enerji seviyesi, iştah ve fiziksel aktivitede düzelme elde edilmiştir. 
Kaynaklar 
1. Hoffer LJ, PLoS One.2015;10(4). 
2. Mikirova N, J Transl Med 2012. 
3. Sorice A, Mini Rev Med Chem. 2014;14(5):444-52.
4. O'Leary BR, Radiat Res. 2018 May;189(5):456-465.
 
7. Fitoterapi (Bitkisel Tedavi) ve Nütrisyonel Destekler:
Bitkisel ve doğal bileşenlerin en çok kullanıldığı alanlardan birisi immun sistemin desteklenmesidir. Çok sayıda bilimsel makale ve derlemede bu anlamda fayda sağlayabilecekleri bildirilmiştir. Mantar polisakkaritleri, astragali memb, propolis, sarımsak, probiyotikler, gingeng polisakkaritleri, nigella sat, beta glucan 1,3 1,6 dallı, asparagus, kakule, cholerella suşları, çinko, selenyum, kapari oryentalis vs gibi doğal / bitkisel ürünler bağışıklık sistemini desteklemede yardımcı olarak kullanılmaktadır. Bütün desteklerin beraber kullanılması en çok yapılan hatalardandır. 
Kliniğimizde kanser tipi ve tedavide kullanılan ilaçlara göre uygun bitkisel tedaviler tamamlayıcı kanser tedavisi olarak kullanılmaktadır. 
Kaynaklar 
1. Huang CF, Cell Mol Immunol. 2008;5(1):23-31.
2. Ilyas U, Pharmacogn Rev 2016;10(19):66-70.
 
8. Alkali tedaviler:
Kanser hücrelerinin metabolizmaları laktik asit üretiminin artmasına neden olur. Kanser hücresi kendi içinde artan laktik asidi yaşayabilmek için hızlıca kendisinin dışına pompalar ile atar. Bunun sonucunda kanser hücresinin dışında asit tabaka içeren bir zırh oluşur. Bu zırh birçok kanser ilacının kanser hücresine girmesini azaltmakta, etkinliğini düşürmekte ve immun sistemi zayıflatmaktadır. 
Preklinik çalışmalarda kanser ilaçları ile beraber bu asidi azaltacak ağızdan ve damar yoluyla sodyum bikarbonat uygulamaları, kanser hücrelerinde asidi dışarı atan pompaları engelleyen ilaçların kullanılması ile bazı kanserlerin tedavisinde fayda sağlamaktadır. Buna ek olarak kanser kitlesindeki asiditenin oral tampon çözeltilerle azaltılması immunoterapi ilaçlarının etkinliğini arttırmaktadır.
Alkali kanser tedavisi tamamlayıcı bir tedavi olup her kanser tedavisi ile uygulanmaz. Alkali kanser tedavileri, kapesitabin ve tirozin kinaz inhibitörü gibi ilaçların etkinliğini bozarak hastanın iyileşme şansını azaltır. 
Kliniğimizde kanser tedavisinde kullanılan ilaçların cinsine göre alkali kanser tedavisine uygun olup olmadığı değerlendirilerek planlama yapılmaktadır.
Kaynaklar 
1. Pilon-Thomas S, Cancer Res. 2016;76(6):1381-90. 
2. Koltai T. Onco Targets Ther. 2016;9:6343-6360. 
3. De Milito A, Future Oncol. 2005;1(6):779-86).
 
9. Anti – enflamatuvar (iltihap karşıtı) beslenme:
Vücutta müzmin – kronik iltihap olması immun sistemin aşırı çalışıp bir müddet sonra tükenmesine neden olur. Ayrıca doku hasarını da arttırır. Bu durum kansere neden olduğu gibi kanser hastasının da hayatını daha kısa sürede kaybetmesine neden olur. 
Beslenmede iltihabi süreci destekleyen gıdaların tüketimi kısıtlanırken iltihap karşıtı besinler arttırılır. Örneğin meme kanseri tanısından sonra kepekli tahıllar, sağlıklı yağlar, baharat ve sebzelerden oluşan bir anti-inflamatuvar diyet kadınlarda kalp damar hastalığına bağlı ölüm riskini azaltmada yardımcı olur. Doymuş yağlar daha az, daha fazla çoklu doymamış yağ, daha fazla meyve ve flavonoidler bakımından zengin sebzeler, daha fazla lif, zencefil, sarımsak ve yeşil çay gibi daha iyi antioksidan gıdalar önerilmektedir.
kanser nedeni ile iyileşen hastaların sağlıklı beslenme kurallarına uyması, kanserin tekrarlama riskini azaltmaktadır. Beslenmede yapılacak basit değişiklikler en az kanser tedavisi kadar hayat kurtarıcı olmaktadır. 
Kliniğimizde kanser hastasının beslenme ve yaşam tarzı gözden geçirilerek kişiye özel iltihap giderici besinlerden oluşan bir program planlanmaktadır. 
Kaynaklar 
1. Zheng Jiali, Research Conference on Food, Nutrition, Physical Activity and Cancer AICR 2011.
2. Mantovani A, Curr Mol Med. 2010;10(4):369-73.
3. Aune D. Transl Gastroenterol Hepatol. 2018;3:73.
 
10. Düşük doz kemoterapi:
Kanser kitlesinin içinde bağışıklık sistemi hücrelerinden olan fakat immun yanıtı engelleyen Treg hücreleri bulunmaktadır. Treg ne kadar fazla sayıdaysa kansere immun yanıtın gelişmesi o kadar az olmakta, kanser hastasının yaşam süresini kısaltmaktadır. 
Özellikle kanser aşılarına karşı yanıtın arttırılması, Treg hücrelerinin sayısının ve fonksiyonlarının azaltılmasında bazı kemoterapi ilaçlarının düşük dozlarda metronomik olarak uygulanması fayda sağlamaktadır. 
Standart kemoterapinin yanında metronomik kemoterapi verilmesi antikanser immun yanıtı uyarmaktadır. Diğer tedavilerle birlikte kombine olarak kullanılmasının immun sistemi güçlendirmede faydalı olabileceği düşünülmektedir. 
Kaynaklar 
1. Le DT, Cancer Res. 2012;72(14):3439-44. 
2. Tongu M, Cancer Immunol Immunother. 2013;62(2):383-91
 
11. Egzersiz ve meditasyon:
Düzenli egzersiz yapılması ve stres azaltıcı meditasyon, dua, dini inancın kuvvetlendirilmesi gibi durumlar immun sistemi desteklemektedir. 
Düzenli egzersiz yapan kanser hastaları tedavileri daha iyi tolere etmekte, iyileşme şansları daha fazla olmaktadır. Bu nedenle kanser hastalarının düzenli olarak egzersiz yapmaları tavsiye edilmektedir.  
Kaynaklar 
1. Fairey AS, Brain Behav Immun. 2005;19(5):381-8. 
2. Betof AS, Brain Behav Immun. 2013;30 Suppl:S75-87).

İmmun sistem yani bağışıklık sistemi vücudumuzu zararlı madde veya mikroskobik canlılara karşı koruyan savunma sistemidir. İmmun sistemde; stres, depresyon, alkol / sigara gibi zararlı alışkanlıklar, beslenme bozukluğu, işlenmiş gıdalar, çevre kirliliği, ağır metaller, genetik yatkınlık, hareketsizlik ve müzmin - kronik sağlık sorunları gibi nedenlerle bozukluklar oluşmaktadır. İmmun sistemde bozukluk olması kanser riskini arttırır.

Son yıllarda kanserde immun sistemin önemli olduğunun ortaya çıkarılması nedeni ile bağışıklık sistemini kuvvetlendiren tedaviler geliştirilmiştir.

İmmun sistem üzerine etkili tıbbi ve tamamlayıcı tedaviler birbirleriyle kombine olarak kullanıldıklarında daha fazla yarar gösterebilmektedirler. Kanser mücadelesinde çoğunlukla tek bir silah maalesef yeterli olmamakta, kişinin yapacakları ile beraber tıbbi tedavilerin kombine edilmesi başarıyı arttırmaktadır.

Kliniğimizde takip ve tedavilerini yürüttüğümüz, immun sistem üzerinden etkili antikanser immunoterapi ilaçları, aşılar ve tamamlayıcı tedaviler şunlardır:

 

1. İmmunoterapi ilaçları:

Bağışıklık sistemini baskılayan CTLA4, PD-1 proteini veya PD-L1 ligandı kanserde immun sistem hücrelerini zayıflatmakta, kanser hücrelerini yok etmelerini engellemektedir (1). Bu proteinlerin immun sistem hücreleri üzerine yaptıkları olumsuz etkilerini engelleyen ve immunoterapi ilaçları olarak isimlendirilen ilaçlar şunlardır: 

Pembrolizumab, nivolumab, ipilimumab, atezolizumab ve avelumab

Küçük hücreli dışı akciğer kanseri, baş – boyun kanseri, böbrek kanseri, melanom, mesane kanseri gibi kanserler başta olmak üzere çeşitli kanserlerin tedavisinde Avrupa ve A.B.D.’ de kullanılmaları onaylanmıştır (2). Ayrıca standart kanser tedavilerine dirençli vakalarda da salvage tedavi olarak birçok hastada iyi yanıt elde edilerek klinik yarar sağlamaktadır. Yeni çalışmalarda kemoterapi ile birlikte immunoterapi ilaçlarının beraber kullanılmasının daha fazla hastanın hayatını kurtarabileceği ileri sürülmektedir (3). 

İmmunoterapi ilaçları ile uygun vakalarda kemoterapiden daha iyi etkinlik elde edilirken daha az yan etki görülmektedir. 

 

Kaynaklar 

1. Immune checkpoint proteins: a new therapeutic paradigm for cancer--preclinical background: CTLA-4 and PD-1 blockade. Semin Oncol. 2010 Oct;37(5):430-9.

2. Bansal P, Osman D, Gan GN, Simon GR, Boumber Y. Recent Advances in Immunotherapy in Metastatic NSCLC. Front Oncol. 2016;6:239. 

3. Heinhuis KM, Ros W, Kok M, Steeghs N, Beijnen JH, Schellens JHM. Enhancing anti-tumor response by combining immune checkpoint inhibitors with chemotherapy in solid tumors. Ann Oncol. 2019 Jan 4. doi: 10.1093/annonc/mdy551.

 

2. Dentritik hücre aşıları (DHA):

Dentritik Hücre Tedavisi olarak da isimlendirilen aşılar kanser tedavisinde immunoterapinin yeni geliştirilmiş ve güçlü formlarından birisidir. Bu tedavi yöntemine örnek A.B.D.’ nde prostat kanserinin tedavisinde dentritik kanser aşısı olarak kullanımı FDA tarafından onaylanan Sipuleucel-T aşısıdır.

Dentritik hücreler vücutta yabancı olarak bulunan yapıları tanır, işler ve immun sistemin yürütücü hücrelerinden T hücrelerine sunar. Böylece kuvvetli bir immun yanıtın başlamasını sağlayarak yabancı yapıların temizlenmesi işlemini başlatır. DHA hazırlanması için önce hastadan kandan numüne ile monosit hücreleri toplanır, daha sonra laboratuvar ortamında dentritik hücrelere dönüşmesi sağlanır. Çoğaltılarak immun sistemin daha kuvvetli reaksiyon vermesini hızlandırmak için hastaya geri verilir.

DHA hazırlanırken sıklıkla kanser kitlesinden alınan parafin bloklardan kanser hücrelerine özgü yapılar ayrılır ve dentritik hücrelere tanıtılarak kansere özgü yanıtın geliştirilmesine yardımcı olunur.

Tedavilere yanıtı iyi olmayan kanserler arasında bulunan mezotelyomada tıbbi tedavinin tamamlanması sonrasında otolog tümör hücre lizatıyla muamele edilmiş dentritik kanser aşılarının metronomik siklofosfamid tedavisi ile beraber uygulanmasıyla uzun süreli hastalık kontrolü bildirilmiştir.

Küçük hücreli dışı akciğer kanseri hastalığı, ameliyat sonrasında tekrarlama riski yüksek olan kanser grubundandır. Kemoterapi bu hastalarda tekrarlama riskini azaltan bir tedavidir. Bir araştırmada ameliyat sonrası 103 küçük hücreli olmayan akciğer kanserli hasta iki gruba ayrılmış; bir gruba standart tedavi olan kemoterapi, diğer gruba kemoterapi ve dentritik kanser aşısı uygulanmıştır. 5 yıllık sürede sadece kemoterapi alan gruptaki hastaların % 48' i, kemoterapi ile beraber dentritik kanser aşısı alan hastaların % 81' i hayatta kalmıştır. 

Saldırgan beyin kanseri olan glibloastomada tümör dokusundan hazırlanan dentritik kanser aşısısı ile konvansiyonel tedavinin beraber uygulanmasının yaşam süresini daha fazla uzattığı gösterilmiştir. 

Çeşitli kanserlerde DHA az yan etki ve emniyetli kullanımı ile kanser tedavisine yardımcı olmaktadır. 

 

Kaynaklar 

1. Koido S. Int J Mol Sci. 2016;17:6. 

2. Abraham RS, Cytotherapy. 2016;18(11):1446-1455. 

3. Cornellissen R, Am J Respir Crit Care Med. 2016;193(9):1023-31. 

4. Kimura H, Cancer Immunol Immunother. 2015;64(1):51-9.

5. Jie X, Cell Biochem Biophys. 2012;62(1):91-9.

 

3. Akciğer kanseri aşıları:

GM3(Neu5Gc) gangliozid isimi verilen protein, özellikle kanser hücrelerinde bulunan ve sağlıklı hücrelerde bulunmayan bir kanser antijen yapısıdır. Buna karşı Küba’ da geliştirilen Racotumumab (Vaxira) kanser aşısı bu proteini taşıyan kanserlerde faydalı olabilmektedir.

Racotumumab kanser aşısının temel hedefi, kanser hücrelerinin yüzeyinde bulunan GM3(Neu5Gc) gangliozid proteinine karşı immun sistemin (bağışıklık sistemi) tepki vermesini arttırarak bunlara bağlanması ve sonrasında kanser hücresini tanıyıp yok etmesini sağlamaktır. GM3(Neu5Gc) gangliozid proteini normal sağlıklı hücrelerde bulunmadığı için, aşıdan sadece kanser hücreleri etkilenmekte, normal hücrelere yan etkisi olmamaktadır. 

Racotumumab’ ın hedeflediği GM3(Neu5Gc) gangliozid proteinini içeren kanserler şunlardır (1 – 9): 

Küçük hücreli dışı akciğer kanseri

Meme kanseri

Yemek borusu (özofagus) kanseri

Mide kanseri

Kalınbağırsak kanseri

Rektum kanseri

Pankreas kanseri

Karaciğer kanseri

Böbrek kanseri

Mesane kanseri

Testis kanseri

Uterus kanseri

Prostat kanseri

Tiroid kanseri

Sarkomlar

Wilms tümörü

Ewing sarkomu

Nöroblastoma

Küba’ da geliştirilen bir diğer kanser aşısı da antiEGF aşısıdır. Bu iki kanser aşısı çeşitli ülkelerde kanser tedavisinde ruhsat almış ve kullanılmaktadır. 

Racotumumab ve antiEGF kanser aşısı, kemoterapi veya radyoterapi almış, bu tedaviler altında ilerlemeyen ileri evre küçük hücreli dışı akciğer kanserinin tedavisinde ruhsatlı olarak kullanılmaktadır (10). Biz de tarafımızdan değerlendirdiğimiz uygun hastalarda racotumumab aşısını reçete ederek kullanabilmekteyiz. 

Racotumumab kanser aşısının diğer kanserlerde de etkili olabileceği ile ilgili olarak klinik çalışmalar ve vaka sunumları bulunmakta olup ileride bu kanserlerde de ruhsat alması beklenmektedir. 

Küba kanser aşılarının en önemli avantajı önemli bir yan etki olmadan kanser hastalarının yaşamını uzatması ve bazı hastalarda da uzun süreli kaliteli bir hayat sağlamalarıdır. 

 

Kaynaklar 

1. Marquina G , Waki H , Fernandez LE , et al. Gangliosides expressed in human breast cancer. Cancer Res 1996;56:516551–71 .

2. Oliva JP , Valdes Z , Casaco A , et al. Clinical evidences of GM3 (NeuGc) ganglio- side expression in human breast cancer using the 14F7 monoclonal antibody labelled with (99m)Tc. Breast Cancer Res Treat 2006;96:115–21 .

3. Carr A , Mullet A , Mazorra Z , et al. A mouse IgG1 monoclonal antibody spe- cific for N-glycolyl GM3 ganglioside recognized breast and melanoma tumors. Hybridoma 2000;19: 241–7.

4. Zhong Y , Wu Y , Li C , et al. N-Glycolyl GM3 ganglioside immunoexpression in oral mucosal melanomas of Chinese. Oral Dis 2012;18:741–7 . [16] Blanco R , Rengifo E , Cedeno M , et al. Immunoreactivity of the 14F7 Mab raised against N-Glycolyl GM3 ganglioside in epithelial malignant tumors from digestive system. ISRN Gastroenterol 2011;2011:645641.

5. Blanco R , Quintana Y , Blanco D , et al. Tissue reactivity of the 14F7 Mab raised against N-Glycolyl GM3 ganglioside in tumors of neuroectodermal, mesoder- mal, and epithelial origin. J Biomark 2013;2013:602417.

6. Scursoni AM , Galluzzo L , Camarero S , et al. Detection of N-glycolyl GM3 ganglioside in neuroectodermal tumors by immunohistochemistry: an at- tractive vaccine target for aggressive pediatric cancer. Clin Dev Immunol 2011;2011:245181.

7. Blanco R , Dominguez E , Morales O , et al. Prognostic significance of N-Glycolyl GM3 ganglioside expression in non-small cell lung carcinoma patients: new evidences. Patholog Res Int 2015;2015:132326.

8. Hayashi N , Chiba H , Kuronuma K , et al. Detection of N-glycolyated ganglio- sides in non-small-cell lung cancer using GMR8 monoclonal antibody. Cancer Sci 2013;104:43–7.

9. Labrada M, Dorvignit D, Hevia G, et al. GM3(Neu5Gc) ganglioside: an evolution fixed neoantigen for cancer immunotherapy. Semin Oncol. 2018 Jan;45(1-2):41-51.

10. Hernández AM, Vázquez AM. Racotumomab-alum vaccine for the treatment of non-small-cell lung cancer. Expert Rev Vaccines. 2015 Jan;14(1):9-20.

 

4. Derin Doku Bölgesel RF Hipertermi:

Kanser tedavilerinde başarısızlığın en büyük nedenlerinden birisi tedavinin kanser hücresine verdiği hasarın tamiridir. Kanser hücrelerinde tıbbi tedavi tarafından kendisine verilen hasarı çeşitli tamir mekanizmalarını harekete geçirerek tamir etme yeteneği vardır. Bu tamir etme yeteneği hipertermi yani ısı tedavisi ile engellenebilmektedir.

Hipertermi uygulamalarında tümör bölgesine 42-44⁰ derece aralığında ısı oluşturulması ile bu tamirin engellenmesine yardımcı olur. Ayrıca kanser kitlesine 13,6 MHz dalga boyunda radyofrekans dalgalarıyla 42-44⁰ arasında ısı uygulanması ile kanser hücrelerinden HSP70 ısı şok proteini salgılanır. HSP70 salgılanması kanser hücrelerine karşı immun sistem hücrelerinin uyarılmasına ve kanser kitlesine tepki vermesine yardımcı olur.

Dentritik kanser aşıları ile beraber kanser kitlesine hipertermi uygulamasının kansere özgü T hücre yanıtını daha fazla uyarır ve kanser hücrelerinin ölümünü arttırır.

Meme kanseri ve karaciğer metastazı olan tıbbi tedaviyi red eden bir vaka bölgesel derin doku hipertermisi ile beraber dentritik kanser aşısının uygulanmasıyla 6 yıllık takibinde yaşam kalitesi iyi bir şekilde ek hastalık bulgusu olmadan tedavi edilmiştir.

Primer tümör bölgesinin hipertermi yöntemi ile 43 derece sıcaklığa ulaştırılmasının kansere karşı bağışıklık sistemini uyaran dentritik hücreleri ile öldürücü CD8+ T hücrelerinin sayısını arttırmaktadır. Bölgesel hiperterminin immun sistemi uyarmasına bağlı hastalık nüksünü veya metastaz yapmasını azaltmada yardımcı olabileceği düşünülmektedir.  

Kullanılan modern hipertermi teknikleri ile yan etkileri olmadan derin dokularda yerleşen kanser kitlelerine radyofrekans dalgalarıyla ısı ulaştırabiliyoruz.

 

Kaynaklar 

1. Qin Y, Thorac Cancer 2016;7(4):422-7. 

2. Hildebrandt B, Critical Reviews in Oncology/Hematology 2002; 43(1):33–56. 

3. Tsang YW, BMC Cancer. 2015;15:708. 

4. Schirmacher V, Immunotherapy. 2015;7(8):855-60. 

5. Toraya-Brown S, Nanomedicine. 2014 ;10(6):1273-85.).

 

5. İnterlökin - 2 (Sitokin Tedavisi)

İnterlökin-2  (IL-2), 35 yıldır kullanılan immun sistemin yani bağışıklık sisteminin güçlü uyarıcısı olan sitokinidir. Doğal öldürücü NK hücrelerini ve antikanser T hücrelerinin çoğalmasını sağlar.

IL-2 kanser başta olmak üzere çeşitli hastalıklarda kullanılan immunoterapi ilacıdır. Böbrek kanseri ve melanomda kullanılmasıyla yanıt elde edilmektedir. Damar yoluyla kullanımında tansiyon düşüklüğü, kapiller sızıntı sendromu, albümin düşüklüğü, elektrolit bozukluğu ve organ bozuklukları olabilmesi nedeni ile kullanımı kısıtlıdır.

Günümüzde kullanılabilecek yan etkisi az tedavi şekli daha düşük dozların kullanıldığı cilt altı kullanımıdır. Kanser aşılarıyla beraber IL-2 kullanılmasının daha güçlü immun yanıt elde edilmesini sağlayabilmektedir.

Metastatik melanom veya böbrek hücreli kanserlerde kitleye sterotaktik radyoterapi ile beraber IL-2 tedavisinin yüksek oranda yanıt elde edilmesini sağladığı gösterilmiştir. Tedavilere yanıtsız hastalarda alternatif olacağı düşünülmektedir.  

Tedaviye yanıtsız metastaz yapmış küçük hücreli dışı akciğer kanserinin ikinci sıra tedavisinde kemoterapi ile beraber düşük doz IL-2 ve CSF sitokinlerinin beraber uygulanmasının faydalı olabileceği faz 2 çalışmada gösterilmiştir. Kemoterapi ile beraber sitokin alan hastaların ortalama yanıt oranı, sadece kemoterapi alanlardan daha yüksek (%58’ e %28), yaşam sürelerinin de ciddi oranda daha uzun olduğu (11,2 aya 7 ay gibi) bulunmuştur. Kemoterapiye sitokin tedavisi eklenmesi ile elde edilen bu sonuçlar oldukça ümit vericidir.

Tedaviye dirençli böbrek kanseri, nöroblastom ve diğer solid organ tümörlerinde ciltaltı IL-2 ile beraber zoledronik asit uygulamasının ciddi yan etki olmadan kanser hücrelerini tanıyıp öldüren γδ T hücrelerini arttırarak immunoterapi tedavisinde kullanılabileceği gösterilmiştir.

Metastaz yapmamış prostat kanserinin tedavisinde radyoterapi seçeneklerden birisidir. Özellikle cerrahi tedavinin yan etkilerinden çekinen hastalarda tercih edilen radyoterapinin etkinliğinin arttırılması için çalışmalar devam etmektedir. Radyoterapi ile beraber metronomik düşük doz IL-2 sitokin tedavileriyle beraber kanser aşısı uygulamasının emniyetli ve PSA yanıtı sağladığı gösterilmiştir.

Metastatik malign melanoma hastalarında temozolamid kemoterapisi ile beraber IL-2 uygulamasının hastaların bir bölümünde yanıt elde edilmesini sağlamıştır.

Metastatik böbrek hücreli (renal hücreli) kanserde IL-2 ile beraber düşük doz vinorelbin uygulanmasıyla uzun süreli hastalık kontrolü bildirilmiştir.

Özellikle akciğer metastazı olan osteosarkom vakalarında aerosol olarak solunum yoluyla kullanılmasının emniyetli olduğu klinik çalışmalarda gösterilmiştir. Araştırmalar devam etmektedir.

Sonuç olarak uzun yıllardır immunoterapi ilacı olarak kullanılan IL-2 kanser tedavisinde günümüzde halen seçeneklerden birisi olarak elimizde bulunmaktadır. Diğer immunoterapi veya kanser tedavileri ile birlikte kullanılmasının yararlı olabileceğini düşündüren bilimsel çalışmalar bulunmaktadır.  

 

Kaynaklar 

1. Dhupkar P, Adv Exp Med Biol. 2017;995:33-51. 

2. Pressey JG,   Medicine (Baltimore). 2016; 95(39): e4909.  Seung SK, Sci Transl Med. 2012;4(137):137ra74. 

3. Lang JM, Cancer Immunol Immunother. 2011;60(10):1447-60. 

4. Correale P, Cancer Biol Ther. 2009;8(6):497-502. 

5. Lechleider RJ, Clin Cancer Res. 2008;14(16):5284-91. 

6. Masucci GV, Melanoma Res. 2006 Aug;16(4):357-63. 

7. Mencoboni MP, Neoplasma. 2006;53(4):333-6.). 

 

6. Yüksek doz C vitamini

Ağızdan uygulanan yüksek doz C vitaminin belirgin bir etkinliği olmaz iken toplardamar içine uygulanan yüksek doz C vitamini uygulamalarının kanserin yardımcı tedavisi olarak katkı sağlayabileceği çeşitli klinik ve preklinik araştırmalarda saptanmıştır. 

Damar yoluyla uygulanan yüksek doz C vitamini kanser hastalarında iltihabi süreci azaltmaktadır. Kanser hücrelerinin içine girdiğinde DNA hasarına neden olacak şekilde değişikliğe uğramaktadır. Bu da kanser hücresinin işlevlerini bozup kemoterapi veya radyoterapi ile öldürülmelerine ek katkı sağlamaktadır. 

Klinik çalışmalarda standart tedaviye yanıt vermeyen bazı kanser hastalarında uzun süreli hastalık kontrolü ile hastaların çoğunda enerji seviyesi, iştah ve fiziksel aktivitede düzelme elde edilmiştir. 

 

Kaynaklar 

1. Hoffer LJ, PLoS One.2015;10(4). 

2. Mikirova N, J Transl Med 2012. 

3. Sorice A, Mini Rev Med Chem. 2014;14(5):444-52.

4. O'Leary BR, Radiat Res. 2018 May;189(5):456-465.

 

7. Fitoterapi (Bitkisel Tedavi) ve Nütrisyonel Destekler:

Bitkisel ve doğal bileşenlerin en çok kullanıldığı alanlardan birisi immun sistemin desteklenmesidir. Çok sayıda bilimsel makale ve derlemede bu anlamda fayda sağlayabilecekleri bildirilmiştir. Mantar polisakkaritleri, astragali memb, propolis, sarımsak, probiyotikler, gingeng polisakkaritleri, nigella sat, beta glucan 1,3 1,6 dallı, asparagus, kakule, cholerella suşları, çinko, selenyum, kapari oryentalis vs gibi doğal / bitkisel ürünler bağışıklık sistemini desteklemede yardımcı olarak kullanılmaktadır. Bütün desteklerin beraber kullanılması en çok yapılan hatalardandır. 

Kliniğimizde kanser tipi ve tedavide kullanılan ilaçlara göre uygun bitkisel tedaviler tamamlayıcı kanser tedavisi olarak kullanılmaktadır. 

 

Kaynaklar 

1. Huang CF, Cell Mol Immunol. 2008;5(1):23-31.

2. Ilyas U, Pharmacogn Rev 2016;10(19):66-70. 

 

8. Alkali tedaviler:

Kanser hücrelerinin metabolizmaları laktik asit üretiminin artmasına neden olur. Kanser hücresi kendi içinde artan laktik asidi yaşayabilmek için hızlıca kendisinin dışına pompalar ile atar. Bunun sonucunda kanser hücresinin dışında asit tabaka içeren bir zırh oluşur. Bu zırh birçok kanser ilacının kanser hücresine girmesini azaltmakta, etkinliğini düşürmekte ve immun sistemi zayıflatmaktadır. 

Preklinik çalışmalarda kanser ilaçları ile beraber bu asidi azaltacak ağızdan ve damar yoluyla sodyum bikarbonat uygulamaları, kanser hücrelerinde asidi dışarı atan pompaları engelleyen ilaçların kullanılması ile bazı kanserlerin tedavisinde fayda sağlamaktadır. Buna ek olarak kanser kitlesindeki asiditenin oral tampon çözeltilerle azaltılması immunoterapi ilaçlarının etkinliğini arttırmaktadır.

Alkali kanser tedavisi tamamlayıcı bir tedavi olup her kanser tedavisi ile uygulanmaz. Alkali kanser tedavileri, kapesitabin ve tirozin kinaz inhibitörü gibi ilaçların etkinliğini bozarak hastanın iyileşme şansını azaltır. 

Kliniğimizde kanser tedavisinde kullanılan ilaçların cinsine göre alkali kanser tedavisine uygun olup olmadığı değerlendirilerek planlama yapılmaktadır.

 

Kaynaklar 

1. Pilon-Thomas S, Cancer Res. 2016;76(6):1381-90. 

2. Koltai T. Onco Targets Ther. 2016;9:6343-6360. 

3. De Milito A, Future Oncol. 2005;1(6):779-86).

 

9. Anti – enflamatuvar (iltihap karşıtı) beslenme:

Vücutta müzmin – kronik iltihap olması immun sistemin aşırı çalışıp bir müddet sonra tükenmesine neden olur. Ayrıca doku hasarını da arttırır. Bu durum kansere neden olduğu gibi kanser hastasının da hayatını daha kısa sürede kaybetmesine neden olur. 

Beslenmede iltihabi süreci destekleyen gıdaların tüketimi kısıtlanırken iltihap karşıtı besinler arttırılır. Örneğin meme kanseri tanısından sonra kepekli tahıllar, sağlıklı yağlar, baharat ve sebzelerden oluşan bir anti-inflamatuvar diyet kadınlarda kalp damar hastalığına bağlı ölüm riskini azaltmada yardımcı olur. Doymuş yağlar daha az, daha fazla çoklu doymamış yağ, daha fazla meyve ve flavonoidler bakımından zengin sebzeler, daha fazla lif, zencefil, sarımsak ve yeşil çay gibi daha iyi antioksidan gıdalar önerilmektedir.

kanser nedeni ile iyileşen hastaların sağlıklı beslenme kurallarına uyması, kanserin tekrarlama riskini azaltmaktadır. Beslenmede yapılacak basit değişiklikler en az kanser tedavisi kadar hayat kurtarıcı olmaktadır. 

Kliniğimizde kanser hastasının beslenme ve yaşam tarzı gözden geçirilerek kişiye özel iltihap giderici besinlerden oluşan bir program planlanmaktadır. 

 

Kaynaklar 

1. Zheng Jiali, Research Conference on Food, Nutrition, Physical Activity and Cancer AICR 2011.

2. Mantovani A, Curr Mol Med. 2010;10(4):369-73.

3. Aune D. Transl Gastroenterol Hepatol. 2018;3:73. 

 

 

10. Düşük doz kemoterapi:

Kanser kitlesinin içinde bağışıklık sistemi hücrelerinden olan fakat immun yanıtı engelleyen Treg hücreleri bulunmaktadır. Treg ne kadar fazla sayıdaysa kansere immun yanıtın gelişmesi o kadar az olmakta, kanser hastasının yaşam süresini kısaltmaktadır. 

Özellikle kanser aşılarına karşı yanıtın arttırılması, Treg hücrelerinin sayısının ve fonksiyonlarının azaltılmasında bazı kemoterapi ilaçlarının düşük dozlarda metronomik olarak uygulanması fayda sağlamaktadır. 

Standart kemoterapinin yanında metronomik kemoterapi verilmesi antikanser immun yanıtı uyarmaktadır. Diğer tedavilerle birlikte kombine olarak kullanılmasının immun sistemi güçlendirmede faydalı olabileceği düşünülmektedir. 

 

Kaynaklar 

1. Le DT, Cancer Res. 2012;72(14):3439-44. 

2. Tongu M, Cancer Immunol Immunother. 2013;62(2):383-91 

 

11. Egzersiz ve meditasyon:

Düzenli egzersiz yapılması ve stres azaltıcı meditasyon, dua, dini inancın kuvvetlendirilmesi gibi durumlar immun sistemi desteklemektedir. 

Düzenli egzersiz yapan kanser hastaları tedavileri daha iyi tolere etmekte, iyileşme şansları daha fazla olmaktadır. Bu nedenle kanser hastalarının düzenli olarak egzersiz yapmaları tavsiye edilmektedir.  

 

Kaynaklar 

1. Fairey AS, Brain Behav Immun. 2005;19(5):381-8. 

2. Betof AS, Brain Behav Immun. 2013;30 Suppl:S75-87).